Balıkesir’in Marmara ilçesine (Marmara Adası) bağlı bir belde olan Avşa Adası’nın, açılan 3. şarap fabrikasıyla birlikte önemli şarap merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediği belirtildi.
Avşa Belediye Başkanı Cevdet Çağlar, önemli turizm merkezlerinden biri olan beldenin aynı zamanda Türkiye’ninönemli şarap üretim merkezlerinden biri olduğunu söyledi.
“Avşa şarabı”na gösterilen ilgi nedeniyle adada üçüncü şarap fabrikasının kurulduğunu, buna karşın üreticilerin talebi karşılamakta zorlandıklarını anlatan Çağlar, Avşa’da yılda bin 500 ton şarap üretildiğini bildirdi. Yerel yönetim olarak turizmin yanı sıra “Adakarası” adı verilen üzümün üretimine de önem verdiklerini belirten Çağlar, beldedeki boş alanların üzüm üretimine elverişli hale getirilmesi için çalışma yapıldığını kaydetti.
Çağlar, gerek beldede bulunan şarap fabrikaları işletmecilerinin gerekse Balıkesir İl Tarım Müdürlüğünün, Adakarası üzümünün üretimini artırmak için çalıştıklarını söyledi. Kendilerinin de mücavir alan içerisinde bulunan üzüm bağlarının imara açılmasına izin vermediklerini ifade eden Çağlar, Türkiye ve Dünya, beldemizi turizmimizin yanı sıra şarap üretimiyle de tanıyor. Avşa şarabı, ününü tüm dünyaya duyurmaya başladı. Adakarası adı verilen üzümden üretilen şarapları Fransa ve İtalya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ihraç ediyoruz. Zaman zaman taleplerin karşılanmasında sıkıntı yaşanıyor” dedi.
AA
Bir zamanlar şaraplarıyla ünlü olan Avşa Adası eski günlerine dönmeye çabalıyor. Yeni şaraphaneler kuruluyor, adanın ünlü Adakarası üzümü diriltiliyor, Cabernet ve Şiraz bağları dikiliyor
1990′lı yılların ortalarıydı… Trakya’nın şarap deposu Mürefte’ye uzanırken, Tekirdağ’da Tekel tesisinde kısa bir mola vermiştik. “Fabrika”nın müdür lojmanının önündeki kameriyede, tesisin müdürü, bilge şarap ustası Kadir Albayrak’ın eşinin sunduğu nefis buğulu üzümleri yiyerek serinlerken, Kadir bey Tekel’in kırmızı Trakya şarabından ikram etmişti.
Tekel’in o yıllardaki şarap hiyerarşisinde, Buzbağ ve Hoşbağ gibi şarapların bir alt kademesinde bir şaraptı Trakya. Ama o rekoltesi gerçekten enfesti. Damağı vişnemsi yumuşak bir tat sarmalıyor, yumuşak tanenlere zarif bir asidite eşlik ediyor, insanın şaraptan içtikçe içesi geliyordu. Ama bu ucuz fiyatlı şarap bakkaldan aldığınızda hiçbir zaman da bu denli güzel çıkmazdı!
“Tesise uğradık diye bize torpil geçiyor, özel partiden ikram ediyorsunuz galiba…” diyecek oldum. Kadir bey güldü: “Hayır… Bu rekolte daha iyice oldu. Çünkü kupajda Cinsault ve Gamay’in yanında yüzde 40′a varan oranda Adakarası da kullanabildim. Bu kalite farkını Adakarası yarattı. Avşa’nın bu üzümünü, ustalarım bana hep öğütlerdi. Ben de elden geldiğince sahip çıkmaya çalışıyorum.”
Avşa’nın kendine özgü üzümü Adakarası, işte böylesine güzel, girdiği kupajı bile bu denli değiştiren, meyvemsi canlılıkta şaraplar veren bir üzüm. Ama Adakarası, son yıllarda ciddi biçimde ihmal edilmiş, yazlıkçı kooperatiflerinin bağları söküp yazlık inşası yüzünden yurdunda iyice azalmaya yüz tutmuştu.
Sevindirici haberler
Son günlerde adadan gelen haberler ise iç açıcı ve Adakarası’nın tadı damağına değmiş şarapseverler için sevindirici… Zira ada, geleceğinin yılda üç ay gelip bol bol leblebi ve ayçekirdeği tüketen züğürt yazlıkçıda değil, katma değeri en yüksek tarımsal ürün olan şarapta olduğunu fark etme yolunda görünüyor…
Adanın ilk modern şarap tesisi Büyülübağ’ı kuran genç girişimci Alp Törüner, bağcıları hayli hareketlendirmiş. Türkiye’nin ilk “yerçekimine uygun akışlı” şarap yapımevini kuran Törüner, böylece şarabı hırpalayan pompalama uygulamasını ortadan kaldırmış. Fransa’dan Bordo ve Burgonya tipi meşe fıçılar da getirtmiş ve hem ada üzümünün şaraplarını hem de Çeşme’den getirttiği üzümlerden yaptığı şarapları bunlarda dinlendiriyor.
Törüner ailesinin adadaki arazilerine de daha bilimsel yöntemlerle Adakarası, Cabernet, Merlot ve Chardonnay üzümleri dikmiş. Şu anda kendi üzümleri şaraplık olgunluğa ulaşmadıkları için, köylüden aldığı üzümü işliyor.
Fransız ve Türk önologlardan da katkılar alan Törüner’in Adakarası biraz ham ve ekşimsi bulundu ama Çeşme üzümlerinden Cabernet Sauvignon’u, Gusto’nun “2006′nın en iyi şarapları” büyük tadımında da altın listeye giren beş şaraptan biri oldu. Törüner “Bu bağlar devreye girdikçe Çeşme’den üzüm alımından vazgeçeceğim” diyor. Bence de doğru düşünüyor, zira dışarıdan üzüm getirip şarap yapmanın, argo tabirle “El şeyiyle gerdeğe girmek”ten farkı yok aslında…
Eskiler de boş durmuyor
Rumların şarapçılığı yürüttüğü yüzyıl başlarında, 20′yi aşan şaraphanesi bulunan Avşa’da, yerli şarapçılardan sadece iki köklü firma var: Bortaçina ve Sezer Şarapçılık… Bu iki firma da, şarabın yükselişinden gerekli mesajları almışlar ve yeni bağlar dikiyorlar. Önceleri ilkel koşullarda yetiştirilen Adakarası üzümleri, yeni bağlarda telli sisteme alınıyor ve Şiraz gibi üzümler de deneniyor.
Bu çabalar, önümüzdeki birkaç yılda semeresini vermeye başlayacak… Ve umarız, 90′lı yıllar nasıl kaybolmak üzereyken yeniden doğuş yaşayan Kalecik Karası’nın yılları olduysa, 2010′lar da Adakarası’nın yılları olacak… Bir zamanlar 40 sene yıllanmışlarını bile yudumladığım ve yıllandıkça güzelleştiklerine de bizzat tanık olduğum bu üzüm, böylesi bir ilgiyi hak ediyor çünkü…
Mehmet Yalçın Yazısı
Popularity: 1% [?]




